20130717

ya sıfır kalırdım ya da bişiler kazanırdım

7/21/2012

Okurken bir ofiste çalışmaya başladım.Gerçi çalışma denmez danışıklı dövüştü bizimkisi.Ben onların 3D çalışmalarını yapıyordum onlarda benim diploma projeme yardım ediyorlardı.Okul bitti onlarla devam ettim. Asıl hikaye bundan sonra başladı.Okul dönemi bittiği için maaş gündeme geldi.Patronla abi kardeş gibi olmuştuk.Beni bu aldattı.Patron bana sana daha iyisini teklif edeyim dedi.Ortak olalım.Sen burada otur çizimleri yap ben şantiye aşamasını yürüteyim dışarda iş kovalayım ne kazanırsak bölüşelim.Tamam dedim ve başladım.Ama biz sürekli iş yapıyoruz nedense her seferinde batıyoruz.Patronun sosyal hayatında hiç bir değişiklik yok ben param olmadığı için ofiste yatıyorum.Sonra bi anda ayrılma kararı aldım ve başka bir firmada işe başladım.Ekip başında lise mezunu işi bildiğini söyleyen bir adam var.Süreç içinde patronlarının güvenini kazanmış işte kendince iş çevirmeye çalışan bir adam.Patronlar insana insan değeri vermeyen köle zihniyetiyle yaklaşan insanlar topluluğu.Sürekli gamsızlığa vurmaya başladım.Aman maaşın iyi.Sigortan maaşın üzerinden yatıyor.Otur oturduğun yerde.Ama birgün bu lise mezunu adamın benden çok bilmediğini hatta hiçbişey bilmediğini sadece bizleri kullanarak prim yaptığını gözümün içine sokulurcasına anladım.Bu durum çok zoruma gitti ve patronlara çıktım.Durumu anlattım.Sonrasında 2 ay kadar daha çalıştım ama çalışma ortamı hiç değişmeden.Burada da 6 ay çalıştıktan sonra ayrıldım.İş aramak yerine ofis açmaya karar verdim.zaten sıfırdım.ya sıfır kalırdım ya da bişiler kazanırdım.ve iyi ki kendimde bu cesareti bulup ofisimi açmışım.çok ütopik kazanmasamda ortalamanın üzerinde bir para kazanıyorum ve en azından kendi işim daha sıkı sarılıyorum ona.

"nerelerdesiniz?"

4/30/2012

uzun zamandır kimsenin sesi soluğu çıkmıyor. yine bir sessizliğe ve kabullenişe büründük. mimarazzi kapatıldı, yeni bir oluşum beklerken sessizlikle karşı karşıyayız. öncelikle bu oluşumların yaratıcısı olan arkadaşlara "nerelerdesiniz?" diye sormak istiyorum.
ikinci olarak da iş arayan arkadaşlara yol göstermesi açısından cumartesi günleri yarım gün bile olsa çalışmayan mimarlık bürolarının isimlerini yazsak (tabi varsa) diye bir önerim olacak.

yayınlardaki gecikme ile ilgili not

uzun bir aradan sonra biriken tüm yazıları ve yorumları yayınlamaya devam ediyoruz. gecikmeden ötürü özür diliyoruz. önümüzdeki günlerin daha verimli olmasını umuyoruz.

mimarlar anlatıyor.

"amaan madem üç kuruşa çalışmak istiyor, çalışsın işte"

3/16/2012 tarihinde gelen ileti

Bu sitede hep mimarlar şikayetlerini anlatmış, bir de işveren açısından ben anlatayım dedim. Tahmin ettiğinizden farklı bir yazı olacağına eminim.

Öcelikle ofisteki şartlardan bahsedeyim. Benim ki ufak bir ofis, şu anda çalışan biri stajer olmak üzere iki kişi var. Çok fazla maaş veremiyeceğim için yeni mezun bir eleman aldım eğitmek üzere. Daha iş görüşmesinde burada şikayet edilen durumların sebebi ortaya çıkmaya başladı. Görüşmeye gelen herkes ne kadar maaş istiyorsun sorusuna "Ben buraya eğitim olarak bakıyorum, maaşı siz söyleyin" dedi. Onca ısrar ile ancak 1-2 kişi maaş beklentisini söyledi. Benim ayırdığım bütçe 1500 tl idi. Görüştüğüm, en iyi anlaştığım kişi maaş beklentisine 1500 tl demişti. İkinci görüşmede ortaya çıktı ki daha da düşük bir maaşı kabul etmeye razıydı, çünkü önceki iş yerinde şatları tam burda anlatılanların toplamı derecesinde kötüydü.

Benim sunduğum şartlar şuydu, akşam 6 da en geç yoğunluk varsa 7 de bu ofisten çıkılır. Acil bir iş yoksa cumartesi çalışılmaz. (Bunlar hep ben hariç) Geliş gidiş saatleri işini yaptığın sürece esnektir, sabah geç geldin diye kimseye laf etmem.

Maaş 1500 tl, 200 tl yemek (yetmez ise tekrar ayarlamak üzere), gerçek maaşından sigorta, yıllık 15 gün ücretsiz izin, izin kullanımı için bir yılı doldurma gereksinimi yok.

Maaş çok fazla olmasa da, burada okuduklarıma göre şartların iyi olduğunu düşünüyorum. Tabii ben bunları bir anda ortaya koymadım. Benim dönemimden bir arkadaşın ofisinde şunları gördüm. Haftanın 4-5 günü gecelere kadar çalışma, hafta sonları iş varsa ki hep var çalışma, akşam 11 de çıkan adama sabah 15 dk geç kaldın diye laf etme, internet vs de bir ton siteye yasak...

Tam burada şikayet edilen şeyler işte. Peki bu adam kötü bir adam mı? Hayır değil. Peki ne oldu da beraber aynı işte sabahladığımız, o zaman internet yok tabii, yüzyüze şikayet ettiğimiz sömürü düzeni bu dediğimiz adam aynı şeyleri çalışanlarına yapmaya başladı?

Bunun sebebi şu, burada bunca şikayet eden insanların bir kısmı bir gün kendi ofisini kuracak, ve kapısında bu şartlarda çalışmaya hazır 100 lerce insan bulacak. İşte o nokta seçim noktası. Ya 3 tane 1000 tlye sigortasız, yemeksiz adamı sabahlara kadar çalıştırıp bir sürü iş yapar, hem isim, hem de para kazanırsınız, ya da benim gibi bir kişiyi olması gerektiği gibi çalıştırıp, arkadaşlarınızın "abi işleri niye büyütmüyorsun, alsana 3 kişi, üç kuruş masraf topu topu" laflarını "Böyle iyi" diye geçiştirirsiniz. Ya da yüzlerine ne hale geldiklerini söylersiniz, ama anlamazlar ve arkanızdan "bu herif hiç iş bilmiyor, aptal" laflarını duyarsınız.

Burada şikayet eden arkadaşlar, bugün şikayet ettiğiniz patronlar sizsiniz, arkadaşlarınız, kankanız, sevgiliniz. Bu adamlar uzaydan gelmiyor, mimarlıkta babasının fabrikasını devralan sadece 1-2 "kötü kalpli patron" var, gerisi sizin gelecekte olacağınız kişiler. Ve sorun sadece para değil, isim de.

"Ben ismim duyulsun, bir çok iş yapayım" diyorsanız, siz de ucuza maksimum insan çalıştırmak zorunda kalacaksınız, ya da benim gibi yavaş yavaş büyüyeceksiniz, dönem arkadaşlarınızın arkasında kalacak isminiz, ego probleminiz yoksa vicdanınız rahat ve mutlu olacaksınız, ya da bir noktada nasırlaşıp "amaan madem üç kuruşa çalışmak istiyor, çalışsın işte" diyip, karanlık tarafa geçeceksiniz.

Negatif veya pozitif tüm yorumları bekliyorum, belki çalışanlarıma bir kaç daha iyi imkan sunabilirim bu sayede..

1500 tl alıp ofislerde çalışan mimarlara da bir tavsiyem var...

Benim bir mimarlık geçmişim yok...
Bu siteyle karşılaşmadan önce mimarlık üzerine gelecek kuruyordum ki, şu an tereddütlere düştüm:(.
Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ni yarıda bırakıp üniversite sınavlarına gireceğim bu sene.
Her şeye rağmen yine de mimarlık okuyacağıma eminim çünkü içimde ukte...
1500 tl alıp ofislerde çalışan mimarlara da bir tavsiyem var...
Bir sene oturup KPSS ye hazırlansınlar da sınava girip memur olsunlar.
En azından o kadar yorulmazlar.
Çiziminize Kuvvet beyler, bayanlar... ;)


20111114

Kalküta'lı seyyar satıcı esnafından bir vatandaş


Halinden memnun kimseler

Zannedersem bu koca ülkede, (iki elin parmaklarını geçmeyecek miktarda olsa bile) birkaç patron, ofis, şirket vardır, umuyorum. Bunların da paylaşılması lazım gelmez mi? Kanımca isim verilmesi de önemli değil. Ama örnek gösterilebilicek ofislerin ortaya çıkması ve tüm koşullarıyla anlatılması; "şu şu beklentileri oldukları ve beklentilerimizi şöyle şöyle karşıladıkları" gibi mesela, açıklansa. Tabi emin olamıyorum, yok deseler, çok da şaşmam. Ama buraya anlamlı bir hareket kazandırabilicek olan ihtiyaç biraz da bu belki. Sonuç olarak en azından bu işi -kenara atılmaması gereken- 'Türkiye şartları'nda imkanlarıyla, layığıyla, olabildiğince nasıl yapıldığına örnek olabilecek yerler olmalı. Bu gerçekçi olur, herkesin daha bir yere basabilmesi için, böyle bi çalışma yapılması gerekmez mi? O zaman da herkesin müzakere şansında hem sağlam argümanları, hem de kendine güveni olur. Yoksa kutu açar gibi, "3000 lira hissediyorum" demek, bu garip bataklıkta daha çok zaman kaybettirmek anlamına gelir.

Son olarak Nazım Hikmet'in bir şiirinden bir kuple ile
bitirmek isterim:

"(...)
Bir coğrafya hocası dedi ki derste:
"Senegalli zencinin yegâne derdi
       yüzünün siyah olmasıdır."
Bu haber bir velveleyle köpürdü Paris'te,
müstemlekeler nezareti emir verdi,
pudra fabrikaları geçti seferberliğe.
Paris'te olan işler duyulunca Londra'dan
hemen içtima edip karar koydu Avam Kamarası:
"Kıçlarına kuyruk takmıyan Hintlilerin
                                   kesilecek kafası."
Telsizler daha tebliğ ederken bu kararı Hind'e
muazzam bir kuyruk tröstü teşekkül etti
                                 Mançister şehrinde.
Kutbu şimalide Eskimolar
                 görünce bu halleri,
kıça kuyruk takmamak
                 ve değiştirmemek için deri,
ince Japon fincanlarında
okkalarla Hollanda sütü içmeğe başladılar.
(...)"


imza:
Kalküta'lı seyyar satıcı esnafından bir vatandaş

20111113

Mimarazziler, sinirli mimarlar, mimarlar anlatıyorlar... Ne oldu? HİC BİR ŞEY!

Uzun zamandır burayı ziyaret etmemiştim. Şimdi görünce aklıma ilk gelen nasıl gaz bir toplum olduğumuz oldu. Bu blog ilk açıldığında hadi belki bu sefer birseyler değişecek demiştim. Mimarazziler, sinirli mimarlar, mimarlar anlatıyorlar.... Bu kadar girişim artık sonuçsuz kalmazdı. Ne oldu? HİC BİR ŞEY! Ne oldu? Bütün koşullar iyiye değişti herhalde. Kendi adıma söyleyeyim, hiç bisi değişmedi. Aynı mal koşullar altında çalısmaya devam ediyorum. İyiye giden bir yer varsa söyleyin de ben de oraya başvurayım...

Tuzla'da piyasa böyle imiş (!)

Tuzla'da bir mimarlık ofisinde çalışıyorum. Yaklaşık 2.5 senelik tecrübem var. 1500 tl maaş alıyorum. Tuzla'da piyasa böyle imiş (!) Patronumdan ve en çok kendimden nefret ediyorum.

Mimarlığı bıraksam mı?

Mimarlığı bıraksam mı?

2004 lisans, 2008 restorasyon yüksek lisans mezunuyum. Bütün öğrencilik hayatım boyunca ve sonrasında ara vermeksizin calıştım. Enka, Koray İnşaat, Rönesans gibi yurt dışında proje yapan şirketlerin taşeronluğunu yapan ofislerde hastane, konut, ofis, banka, ic mekan tasarımı gibi cesitli projelerde deneyim sahibi oldum. Bu arada eski eser konusunda da hatırı sayılır binaların restorasyon projelerini hazırladım, kurul aşamalarını takip ettim. İki haftadır iş görüşmelerine gidiyorum.Portfolyomu inceleyen şirket sahipleri, calışmalarımı cok yeterli bulduklarını ve cok beğendiklerini söylüyorlar. Şimdiye kadar aralarında cumartesi calışmayanı cıkmadı. Ücret beklentimi sorduklarında, mimarlık ofisi ise 3.000 tl, sadece restorasyon yapan bir ofis ise 3.300 tl diyorum. Daha hic geri dönüş yapan olmadı ve ben giderek artık bu yapış yapış kıymet bilmeyen sektörün bir parcası olacağıma, gidip cihangir'de kafelerde calışsam, eminim bahşişlerden daha cok para kazanırım diye düşünmeye başladım. İstediğim ücretlerin, özellikle de calışma saatleri göz önüne alındığında, cok normal olduğunu düşünüyorum, ve kesinlikle bu ücretin altına düşmek istemiyorum. Eğer beklediğim şartlarda bir yer bulamazsam ciddi anlamda mimarlık mesleğime nokta koymayı düşünüyorum.

ülkede yolunda gitmeyen bişeyler varsa,bu kabullenmişliğimiz boyun eğmişliğimiz yüzündendir

merhabalar
henüz yeni mezunken ve iş bakarken deneyimsiz olduğum için iş bulma sürecinin o kadar sıkıntılı olduğunu düşündüğümden bu ülkenin en iyi mimarlık okullarından birinde tasarım ağırlıklı eğitim almış olmama ve oldukça idealist yapıda biri olduğumu düşünmeme rağmen sanırım iş arama sürecinin bende oluşturduğu -hayır böyle bir dünya yok çalışman gerekli,deney,m kazanmalısın önce- anlayışı yüzünden filanca arkadaşımın tavsiyesiyle falanca ofiste işe başladım-ismi önemli değil çünkü kimse tanımaz zaten-

önce para önemli değildi önemli olan deneyimdi onu kazanırsam hayaller zaten yakındı,olmalıydı.işe başladım,görüşme sırasında pek bi beyefendi ! gözüken adam ,sonradan son derece saygısız hakarete varan sözler eden,patavatsız hani insanlıktan nasibini almamış edrler ya öyle işte bi adamdı,anlayamadım,bu süreçte orayı çekilebilir hale getiren mimar çalışma arkadaşım işten tartışıp ayrılınca bütün sorumluluk bana geçti,sesimi çıkarmadan artan sorumluluğun altından kalkmaya çalışsamda bünyem saygısızlığın ahlaksızlığın sınırlarını zorlayan ortamda kalmama daha fazla dayanamadı deli deli bağırıp çağırarak ayrıldım,bana dokunan komik gelen artan tempo ve sorumluluktan maaşımın daha fazla olması gerektiğini söylediğimde bana sen zaten bu durumu kabullenerek geldin buraya demeleriydi.

ilk iş deneyiminin insnaın hayatının kabusuna dönüşmesi böyle bişey işte.
sevecen bi insan olmama rağmen bu denli haksızlık etik bilgiden yoksunluk beni çılgına çeviriyor ve öfke doluyorum.

bu ülkede yolunda gitmeyen bişeyler varsa,bu kabullenmişliğimiz boyun eğmişliğimiz yüzündendir,zamanın birinde hocalarımız çocuklar kötü işlerde çalışmayın,çocuklar az maaş kabul etmeyin dediklerinde anlayamıyordum.

şimdi anlıyorum ama böyle bir hayal kırıklığından sonra o hayalperest,o idealist kız böyle olacaksa varsın bu mesleği yapmamayım diyor.
içimde hala ölmeyen hayaller var onların peşindeyim şimdi.