bu sektör böyle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bu sektör böyle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20130718

"biz sizin kadar tecrübeli birisini aramıyoruz"

12/7/2010 (çok geçmişte gönderilmiş ancak, yayınlanmadan atlanmış bir entry)


Amerika'da ekonomik kriz çıktı, o yüzden işten ayrılmak zorunda kaldım. Ama İstanbul'a döndüğümde gözüm açılmıştı. Ben profesyoneldim, ve kendimi ucuza satmaya niyetim yoktu. İlk Ağaoğlu'na gittim. benim için yurtdışında okumuş birisi için gayet makul bir fiyat söyledim (1750). Ertesi günü beni arayıp daha düşük bir maaşa satışa almak istediklerini söylediler. dediklerine göre benim istediğim şartlar satışa daha uygunmuş, mimarlık bölümünde yapmam zor olurmuş!

ondan sonra şuanda ismini hatırlayamadığım Çamlıca'da bir firmaya gittim. 3 boyutlu tasarım ve adobe programlarını bilen, sunum yapabilen ve autocaddi çok iyi bilen bayan (?) bir mimar arıyorlardı. Tabii bu kadar sorumluluk artınca fiyatımı da arttırdım. Hiç beni bekletme gereği bile duymadılar, "biz sizin kadar tecrübeli birisini aramıyoruz" hepimizin tahmin edeceği tercüme, "sömürebileceğim, sesini soluğunu çıkarmayacak, ucuza çalışacak, hanım hanım bir mimar bayan arıyoruz"

En sonunda babamın arkadaşının yanında işe başladım. Acıbadem'de * Mimarlık. Sonuçta babamın arkadaşı olduğu için hiç maaş konuşmadım. Nasıl olsa hakkımı verir diye düşündüm. saolsun haftalık cebime bir harçlık koyuyordu. 1,5 ay sonra baktım böyle olmayacak en sonunda konuyu açtım. ve babamın arkadşaı olduğu için normal fiyatımın çok altında bir fiyat söyledim, 1500TL+ 1500 TL üzeri sigorta. hiç birşey demedi. sonra bir tanıdığıma gelmiş beni küçümseyecek şekilde söylemiş;
Gülden ne istedi biliyor musun?
??
1500TL + sigorta!!

sanki çok fazla istemişim de...
tabii gülmüşler ona, ve onu uyarmışlar bir daha kimseye söyleme böyle birşey diye.

başka sorunlar çıktı ve ben de en sonunda ayrıldım

isimsiz

20101209

...iş bitmeden nefes almanın yasak olduğu ama hiç bir zaman işin bitmediği...

Öğrenciliğimizi yaşayamadan, uykusuz geçen ve eziyet dolu 4 senelik eğitim hayatımız sonunda sırf rahata ereceğimizi düşünerek, 'mimar olcağım ben!' gibi ifadelerle gözümüzde büyüttüğümüz bu meslek grubunun aslında kocaman bir sıfır olduğunu anlamamız uzun sürmedi hiç birimizin;

Kraldan çok kralcıların, işi için yaşayanların; aslında tek kelimeyle ifade etmek gerekirse şovmenlerin, cirit attığı bir ortam tamamıyla...

20101208

bizler profesyoneliz ve sırf bu yüzden saygıyı ve haklarımızı hakkediyoruz.

ARKADAŞLAR,

BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞİ HERKES YAPAMAZ, BU TAMAMEN PATRONLARIN UYDURMASIDIR!!!!

Eğer herkes yapabilseydi üniversite okumazdık.

ne kontratı herkesin sözü senet bu ülkede

Almanyada 2.5 sene çalışmış biri olarak aramızdaki farkları size yaşadığım deneyimlerden, kendi gözlerimden anlatmak istiyorum.Değerlendirmesini siz yapın biz neye layığız ve neye sahibiz.


Şöyleki;


İşe alındığımda öncelikle haklarımı, yıllık iznimi, maaş miktarımı, çalışma saatlerimi vs gibi bilgileri içeren bir kontrat imzaladık karşılıklı olarak.(ki sonra Türkiye'ye döndüğümde böyle birşey yok mu diye sorduğumda

20101207

sektörde çalıştırdıkları kölelerle müşteri piyasasının da fiyatını ve kalitesini düşürdüler

Baktım hiçbir firmada ben yapamayacağım, en sonunda bundan bir sene önce serbest çalışmaya başladım. bu bir sene içinde iyi birkaç çalışma yapınca Şişli'de GK Mimarlık ve İnşaat olarak ofisimi açtım. Şimdi bir firmada çalışırken kazandığımdan az kazanıyorum, ama en azından kafam rahat; mesai yok, (gerekmedikçe) olsa da ben kendi paramı kazanıyorum.
Ama bu sektöre hala kızgınım. çünkü tek başıma geberiyorum! Bu sektörde çalıştırdıkları kölelerle müşteri

biz sizin kadar tecrübeli birisini aramıyoruz

Amerika'da ekonomik kriz çıktı, o yüzden işten ayrılmak zorunda kaldım. Ama İstanbul'a döndüğümde gözüm açılmıştı. Ben profesyoneldim, ve kendimi ucuza satmaya niyetim yoktu. İlk Ağaoğlu'na gittim. benim için yurtdışında okumuş birisi için gayet makul bir fiyat söyledim (1750). Ertesi günü beni arayıp daha düşük bir maaşa satışa almak istediklerini söylediler. dediklerine göre benim istediğim şartlar satışa daha uygunmuş,

Sizin gibi "eşekler" bulsam da ben de çalıştırsam

Ailenin biri mimar diğeri sinema ve medya sektöründe olan iki kız kardeş olan bizlere kendi fabrikası olan patron dayımın (kuzenimin kız arkadaşı da mimar olduğundan dolayı bizim sektörün durumunu yakından biliyor) yaptığı yorum: Sizin gibi "eşekler" bulsam da ben de çalıştırsam. Ben iki fazla mesai yaptırsam dava açıyorlar bana.. şeklinde oluyor her gördüğünde.. Baya acıklı bir tablo eşek mimarlar ordusuyuz...

isimsiz

git evine, yarın tamamlarsın

öğrencilik dönemimde tatillerde farklı ölçeklerde birçok farklı ofiste çalıştım. tabii o zamanlar toyluğumuz, biraz da ana-babanın desteğiyle, aman tecrübe olsun amacıyla bedava çalıştım. lisansım bittikten sonra amerika'yayüksek lisansa gittim, orada yarım gün, tatillerde de tam gün çalışabileceğim bir iş buldum. Normal mesai saati 8-4 arası idi. Patron benimle her sabah toplantı yapardı. neyi nasıl yapacağımızı anlatırdı, autocadde bilmediğimiz bir komut varsa onu da gösterirdi. bir fuar veya toplantı oldu mu beni de yanında

20101206

3 farklı ofisten 3 farklı hikaye

şu ana kadar çalıştığım 3 farklı ofisten 3 farklı hikaye çıkarmam mümkün.
1)ilk çalıştığım yerden ayrılırken kalan maaşımı asla alamadım.
2)Mimarlık ofislerinin genel durumuna çok ters bir şekilde normal çalışma saatleri olan (sabah 9 akşam 6), haftasonu ofisin kapalı olduğu. tüm resmi tatiller gerçekten resmi tatil olan bir ofisti. (çok ekstrem teslim durumu gibi bir durum olduğunda önceden haber vererek bir iki kere cumartesi çalışıp çalışamayacağımızı

işi yeterince sahiplenemediniz

bundan yaklaşık 1 yıl önce bir iç mimarlık ofisinde çalışmaya başladım. aslında kendileri * mimarlık diye tanınırlar. isim vermekten çekinmiyorum. gayet "makul" (işveren açısından) bir ücretle, sigortam "asgari" ücretten, yemek param nişantaşının ortasında aylık 150 liradan olmak üzere koşullarda anlaştık. cazip bir tarafı vardı elbette, çok rahat bir ofisti, asla 6dan geç saatte çıkılmıyordu, asla gece çalışılmıyordu, olduysa da 10 kadar falan bir iki kere olmuş-muştu, haftasonları ise hayatta çalışılmıyordu. herşey mükemmeldi. rüya gibi çalışma ortamı, daha ne ister ki bi mimar. neyse bu rüya yaklaşık 1 ay kadar sürdü, hakkını yiyemem. sonrasında yetiştirmemiz gereken proje bastırmaya başladı. biz proje ekibi tabiki her koşulda çalışmaya alışkın cengaver mimarlık savaşçılarıydık ve gece gündüz demedik ilk teslimi tastamam bitirdik. bu ama geçici bişeydi, bi daha olmazdı. gel zaman git zaman ikinci teslim vakti derken 3, 4, 5... 5 ay boyunca tam 5 ay, ne gece, ne haftasonu hiç birşeye sesimizi çıkarmadan çalıştık. fakat işin içinde çok afedersiniz bi bokluk vardı ki o da işin organizasyonuydu. çünkü bilmemkaç katlı bir otel projesinin tüm uygulama projesinin 3 kişilik bir ekip tarafından istenilen sürelerde bitmesi imkansızdı. bu insanlar çift mesai 7 gün çalışıyorlardı. bu çalışan arkadaşlar bir gün bu konuda ses çıkardılar ve aldıkları cevap "sizin programsızlığınızdan" oldu. eyvallah dendi, programlar yapıldı, ama yine bişi değişmedi, yine ses çıkardılar, mesela dedilerki biz 10 kişilik bir ofisiz, neden 3 kişi 7/24 çalışırken geri kalanlar normal, gayet normal koşullarda çalışıyor? hadi işi bölelim herkese eşit bir şekilde, mesela herkes bir ucundan tutsun yardım etsin (diğer projelerden arkadaşların mesela günde 1 saat fazla mesai yapıp yoğun proje ekibine yardım etmesi gibi) "hayır" denildi yetkili merciiler tarafından, "bu sizin projeniz". e peki o zaman bunun bi karşılığı olsun madem öle dedi ekip üyeleri. dedilerki geldiğiniz gibi gidersiniz; 6 ayın dolmasına 15 gün kala, proje tesliminin büyük bir kısmı bitmişken... ve bu ekipten iki arkadaş hakları sayılarak işten kovuldu. gerekçe sorulduğunda "işi yeterince sahiplenemediniz" denildi. yeterince sahiplenemedik miii? ben gece 4te eve gidiyorum, uyku uyuyamıyorum, sağlığımdan oldum, sosyal hayatım hiçbirşeyim kalmadı ve işi sahiplenemedim öyle mi? böyle birşey yok! böyle bir düzen olamaz, bu insanlar, bu düzeni yönetenler, organizasyonunu yapanlar hiç biri bu hakka sahip değiller. bu hikayeler konuşulmadan, anlatılmadan ve bunun anormal olduğu içinde bulunan bizler tarafından kabul edilmeden hiç bir şey değişmeyecek. bunlar konuşulup bunun bir sektör standardı olduğu inanışı yıkılmadan kimse yaptırım arayışına girmeyecek. ODA artık pozisyonunu almak için bizim sesimizi duymak istiyor. ha, buna gerek var mıydı? kendisi kontrol etmek zorunda değil mi zaten, oraya hiç girmiyorum ama artık bunu dürtmenin vakti geldi, geçiyor...

edit: ama düzenlemeyi yetkili merciiler yapmadıysa da sağolsun ofis çalışanları, ellerinden gelen her türlü yardımda bulunmuşlardır...

isimsiz

birazda sosyal haklarımız için mesai yapalım

'Cumartesi günü ofisin çalışıp çalışmaması, yemek parası, yol parası, kabaca maaş' konuşulur iş görüşmelerinde. Görev-Kıdem tanımlaması, sigorta primi, haftalık çalışma saatleri, mesai uygulaması gibi konulara hiç girilmez iş kaçar korkusuyla.Eğitim sürecinde çoğu mimar toplu konut projesi yapmıştır belki ama vatandaşı olduğu ülkenin iş kanunu ve elinde bulundurduğu haklar hakkında bilgisi kulaktan duymadır. Odanın verdiği ' hizmetler'in yetersizliği konuşulur hep ama yarışma projelerine katılabilmek için aidatlar paşa paşa ödenir. Emek vermek konusunda ermiş çalışanlar olarak daha fazla bilinç mesleğimizin çalışma şartlarını iyileştirecektir diye düşünüyorum. Birazda sosyal haklarımız için mesai yapalım....

Blogda emeği geçenleri kutlarım...

isimsiz

deneyim kazanmanin normalligi

Konu bir bakima dogru yerden esinlenmis yani askerlikten.Icinde bulundugumuz yila kadar asker ve askerlikten hesap sormak cezai yaptirim ve korku demekti, askerde yasatilan kotu sartlar "ee askerlik bu" diyerek "normal" olarak nitelendirilirdi halbuki ulke uretiminde daha verimli olarak kullanilabilecekken bir milyon genc insan ne kendi istegiyle oraya gitmisti ne de ortalama bir yillik hizmeti karsiligi profesyonel bir
ucret almisti. Buna ragmen askerden donen genclerin sagligini, psikolojosini, zamanini yitirmeleri hep